zamana bırakmak ama yanılmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zamana bırakmak ama yanılmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Kasım 2011 Salı

İhanet



İHANET

Nöbet değiştirme vakti.
Yelkovan alıyor bu sefer altmış saniyelik bekleyişin sonunda silahı eline.
Sıra onda.
Alıyor nişanını.
Akrep düşman, yelkovan onun maşası.
Bana ittifak iki hain düşman.
Ağır bir antlaşma imzaladık vakt-i ezelde.
İki medeni düşman gibi.
Ama dayanamadılar zaman içinde.
Bana inat, yaptığımız anlaşmaya inat.
Ne olurdu kıpırdamasanız?!
Dursaydınız yerinizde.
Durmadınız afacan çocuklar gibi oturduğunuz duvarda.
Ya da azılı düşman gibi savaş istedi canınız.
Can yakmak, kan dökmek, birilerinin canını acıtmak…
Doğru!..
Haklısınız belki de, yaradılışınızın gayesi bu.
Siz akacaksınız, biz âdemoğlu da yaşayacaktık.
Sayenizde yaşadığımızın farkına varacaktık.
Pişmanlıklarımızı,”keşke”lerimizi fark edecektik.
Tarihi eskitecek, yarına hazır olacaktık…

Uymadınız işte anlaşmaya.
Medeni olamadınız!
Akrep ve yelkovan;
Hem bana iki dost “düşman”dınız,
Hem de kendi aranızda yarışan çıkarcı düşünceler.
Sadece banaydı hainliğiniz, ortaklığınız.

Benim de ebede dayanan hayallerim vardı.
O Kutlu Yemin anından itibaren ruhum sözünü tutmakta.
Ruh’um hayat bulduğu andan beri.
Ahh! Zaman…
Bu yürek o elzem acıları yaşamasaydı,
Sana değildi isyanım.
Bana kin duyan, silahını şakağıma dayamak için can atan onca şey vardı ki…
İşte!..
Sana kaçtım ben.
Sığınacağım tek kavram sendin.
Sana güvendim.
Kederlerimi, acılarımı, üzüntülerimi seninle paylaştım.
Hele de anın zifiriliğinde.
Yalnızlığın harmanında.
Ama ihanet ettin.
Sen duracaktın, ben duracaktım…
İhanet!
Sana da bu yakışırdı zaten… 




R.







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...