murat menteş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
murat menteş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2013 Salı

Fışkırır "Ruhi Mücerret" Gibi Yerden Naaşım






Kişilere verdiği isimlerle zekasına hayran olduğum bir yazar Murat Menteş. İnce espriler, zeka dolu kurgusuyla önceki iki kitabını da beğenerek okuduğum bir kalem. Ruhi Mücerret de son kitabı. Beğendim tabi ki. Dili akıcı değil çünkü ironiler, iğnelemeler çok. Ama eğlenceli. Keyifli. Dolu dolu gerçekten de. Kendine has bir üslubu oluşmuş. 

Ama tarzını artık hissediyorum, bir cümle okusam bu Murat Menteş'in derim kesin. Bir de, mutlaka bilim-kurgu filmlerinden çıkma beyine çip yerleştirme, yüz operasyonu geçirme ve de reklamları beyinlere işleme gibi konulara fazla takılmış kalmış. 

Kitapta not aldığım o kadar çok yer var ki. Kimileri bölüm başını oluşturan sözlerden kimisi kendisine ait. Aforizma gibi sözleri var cidden. Beğenmemek mümkün değil. 

Kapağı ile öğrencilerimin de dikkatini çekti. Bayıldılar Orhan Gencebay'la Cüneyt Arkın'a. Hatta "Hocam, nerden buluyorsunuz böyle kirapları siz?" diye soranlar oldu. Bulurum ben. :) Merak ettiler, birkaçı okumaya başladı, ben bitirince kendilerine vermem için söz aldılar benden. Kıyamıyorum kitaba, çünkü mutlaka zarar görmüş şekilde geliyor kitaplarım. Sinir oluyorum elbette ki. Hor okuyorlar, dövesim geliyor. :)

Neyse, gelelim notlarıma;



"Yaşam başka yerde."
                            Milan KUNDERA

"Ben bir başkası."
                             Arthur RIMBAUD

"Ve... mazide kalan her şey kısa sürmüş demektir."

"Ölmek, yan gelip yatarak yapabileceğim kolay bir iş."
                    Allen Stewart KONIGSBERG

"- Uzun yaşamanızı neye bağlıyorsunuz?
 - Henüz ölmemiş olmama."
                            Sir Malcolm SARGENT

"Dünya küçük. Yine de onunla pinpon oynayamazsın." 
                                                              Tuğrul ve Çağrı Beyler

"Gençlikte günler kısa, yıllar uzun; yaşlılıkta günler uzun, yıllar kısadır."
                                                                      KANT

"Aşk, sizde olmayan bir şeyi, bunu sizden istemeyen birine vermeye çalışmaktır."
                                                                       Jacques Lacan

"İnsanın geleceği görmemesi ne büyük lütuf."
                                              Juli Zeh / Serbest Düşüş

"Yaşamak, benim kronik hastalığım."

"Sevmek de yetmiyormuş... Çok eskiden rastlaşacaktık."
                                                          Vesikalı Yarim, 1966

"Haddizatında, planlandığı şekilde ilerleyen olaylara hayat denmez."

"Ve aşk, insana ıstırabını gizleme gücü verir."

"Her darbede öldüren aşkın kurbanıyız biz."
                                                   Orhan GENCEBAY

"Hayat, satrancın aksine, şah-mattan sonra da devam eder."
                                                  Isaac ASIMOV

"Her insan ölecek yaştadır."
                                  Kaybedenler Kulübü Kelamıkibarı

"Aşk, birine seni mahvetme yetkisi vermek ve bunu kullanmayacağına güvenmektir."
                                                                      Antuan QUENTIN

"Dünyaya bağlanmadan, hayata tutunmayı öğrenmemiz gerekiyor."

"Espri, hakikate yaklaşmanın; şaka ise gerçeklerden kaçmanın yoludur."


   


31 Mart 2013 Pazar

Marttan...


Selam.
Mart da bitti, bugün itibarıyla.
Yarın da 1 Nisan. Tehlikeli bir gün. Okulda öğrencilerin saçma sapan şakalarına maruz kalma tehlikesi var. Öğrenci iken iyiydi, ama öğretmenken zor her şey.

Bu ay içinde pek çok şey oldu benim için. İyi ve kötü.

12 Mart'tan sonra okulda Kütüphaneler Haftası için program hazırlamıştım. Acayip süper oldu. Okulda şimdiye kadar yapılan en iyi programmış. Hatta milli bayramlar gibi önem arz etmese de onlardan harika olmuş. Öğrencilerime söz vermesem videolarını koyardım buraya ama sözüm var. Müdürüm çok beğendi, bayıldı. O videoları, slaytları benim yaptığıma çok şaşırdı. Bir hafta sözünü etti. Başka arkadaşlara demiş, "Kaçış yok." Çok güzel benim için ama çok yoruluyorum. Salı günü ilk iki saatim boş ama çocuklar için erken gittim, düşünün. Uykumdan feragat ettim kaç zamandır. Piyesler, şiirler, oratoryolar tam benlik. Ama yorucu.

Bunların dışında Nevruz Bayramını kutladık. Halaylarla, oyun ve roman havalarıyla öğrenciler coştu. 

Nişanlım geldi, gitti. Çok kısa sürüyor ama çok özlüyorum.




Gelelim mart ayı okumalarıma.

-Semaver / Sait Faik Abasıyanık 
- Türkçe "Off" / Feyza Hepçilingirler 
- Engereğin Gözü / Zülfü Livaneli
- Hikayem Paramparça / Emrah Serbes
- Yusuf ile Züleyha / Nazan Bekiroğlu 

- Mino'nun Siyah Gülü / Hüseyin Arkan
- Ruhi Mücerret / Murat Menteş

Daha önce yazdıklarıma birkaç tane daha eklendi. Az okuduğumu söyleyebilirim bu ay. Fotoğraflarıyla ve aldığım notlarla yazacağım artık.
  
"Taş Mektep"i izledik sinemada. Basit ama etkileyiciydi. Savaş söz konusu olunca insan ister istemez duygusallaşıyor. 

MEB de öğrencileri de götürmemiz yönünde bir yazı göndermiş okullara. Malum Kayseri Lisesi'nde çekilmiş film. Öğrencilerim, her şeyi biliyormuş gibi davranıyorlar, çok uyanıklar, tam Kayserilililer, ama bir şey bildikleri yok gerçekten. O yaşlarda öyle oluyor ama biz bu kadar belli etmezdik.




Arkadaşımla "Aşk Kırmızı"yı izledik. Garipti ama klasikti. O kadar karmaşık bir durum nasıl böyle bir sonla bitti, anlamış değilim. Tayanç Ayaydın'ı severim zaten, Ezgi yapmacık gibiydi başlarda. Nurgül de gerçekten yaşlanmış.




İnternetimiz bağlandı. Böylece "Leyla ile Mecnun"un izleyemediğim bölümlerini izleyerek bu uzun sürenin acısını çıkarıyorum. Çok eğleniyorum, yok böyle dizi. İncelikle işleniyor espriler. Afili Filintalar'dan gidiyorum bu ara. Murat Menteş, Emrah Serbes, Murat Uyurkulak gibi. 




İnternet gelmeden önce The Mentalist takılıyordum. 



Ve yeni bir dizi keşfettim. TRT 1'de. "Beni Böyle Sev" Çok saf, çok sade, eğlenceli ve güzel.  Zaten yeni sayılır, 8.Bölümü yarın ekrana gelecek. İlk bölümünden itibaren netten izledim, pazartesiyi iple çekiyorum. Değişik. TRT 1, gerçekten başarılı, kaliteli yapımlarla gidiyor. Özel kanallardan daha iyi durumda bence. 

Ortaya karışık bir yazı çıktı. Devamı gelecek inşallah...





29 Şubat 2012 Çarşamba

Dublörün Dilemması





Hakan Günday'ın Az'ından sonra okuduğum en kaçık roman: Dublörün Dilemması.
Murat Menteş'in.

O kadar çok söylenecek şey var ki...

Başta "Ne oluyor, anlamıyorum." diyebilirsiniz ama birazcık müsade ederseniz zaten sizi çekip alacaktır.
Trajikomik kahramanlar, ters köşe hayatlar, hayatın ihtimalleriyle çarpışacak ayrıntılar...
Edebi sanatların boy ölçüştüğü, aynı zamanda ansiklopedi değerinde bir genel kültür aktarımı.
Engin hayal gücünün gerçek dünyayla dansı.
Bol kelime oyunları da cabası.
Dili...

Çağdaş Türk Edebiyatının ilerleme kat ettiğinin göstergesi bir roman.
Klasih hikaye anlatımından üst bir seviyeye geçilmiş.
İşçilik ağır. Üzerinde düşünülmüş.
(sadece İbrahim Kurban kısmında bölüm başlarında Chuck Palahniuk benzeri bir durum var.

Kitap, Murat Menteş'in ilk okuduğum kitabı.
Bundan önce çıkan "Korkma Ben Varım"ın da güzel olduğu söyleniyor.

Kitapta altını çizdiğim, not aldığım çok cümle var.
Resmen Murat Menteş'in aforizmalar kitabı olmuş.
 Gabriel Garcia Marquez'in üslubuna benzettim.
Türk edebiyatından da Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi.
Bazılarınca da Tarantino filmi gibi.
Pulp Fiction anlatımında, biraz da Fight Club havası var, diyenler var.

Karakterlerin ismi de cümle mühendisinin kaleminden çıkmış:
Umur Samaz. Hatta Umur-Su Samaz çifti.
Nuh Tufan.
İbrahim Kurban
Ferruh Ferman.
Dilara Dilemma.
Rıza-Roza Silahlıpoda kardeşler.
Pembe Pepe.
Taliha teyze ve oğlu Talih.
vs...

Kitap çok yeni değil aslında.
"Neden daha önce okumamışım?" diye düşündüm.


Ve "altı çizilesi"ler;
"... aşk, insanın şahsiyetini pekiştirir. Çünkü hayatın manası, aşk bohçasında gelen bir hediyedir. Mevcudiyetinin hakkını vermek, hiç değilse mazeretini bulmak isteyen yalnızca aşka müracaat edebilir..."

"Hatalarını kategorize edebilirsin fakat standardize edemezsin."

"Whitcomb Judson, fermuarın mucidi. 21 Eylül 1922'de öldüğünde, 
Chicago'da bütün fermuarlar yarıya indirilmiş."

"Kimsesizlik, kimsenin tekelinde değildir: Kainat ve tarihin bekleme salonunda biraz soluklanıyoruz, çoğunlukla da adımız anonslanmadan kainata ve tarihe gömülüyoruz..."

"Yaptığınızı, bir dubalanın bunu sizden beklediğini düşündüğünüz için yapıyorsanız, onun sizden bunları beklemesi de, sizin onun bunları beklediğini umduğunuzu sanmasından ileri geliyorsa, herkes istemediği bir şeyi yapıyor demektir. O zaman ortaya hakikaten budalaca bir durum çıkar."

"İnsan öldüğünde, uzunca bir süre için ölür. 
Leon Bloy "


"'İlk an'  ne kadar kalıcıysa, masumiyet de o kadar kalıcıdır."

"- Hayatının geri kalanını birisiyle geçirmek istediğini anladığın zaman, hayatının geri kalanının bir an önce başlamasını dilersin.
> Biliyor musun Hobbit? [Bana "Hobbit" der.]
- Neyi?
> Yanılgılarımızın çoğu, düşüneceğimiz yerde duygulanmak ve duygulanacağımız yerde düşünmekten doğar. ve Yanağımı öpüyor. 
-Bir gözlük almalısın Geronimo. [Geronimo:Hacer Ceren'in lakabı.]
> Neden?
- Her defasında dudaklarımı ıskalıyorsun. "

"Tüm insanlığa kahve ısmarlamak... 
Aklımdan geçen bu.
Mansur Mervan "

"Aziz kardeşlerim! Allah'ın razı olduğu kişiye tufan bile bir sığınaktır... İlahi emirle yükselen sular göğün çizgisiyle birleşse bile müminler korkudan emin, o gemide sıcak rüyalar içinde uyurlar... Tufanın kabaran dalgaları Cehennem alevlerinin yeryüzündeji sudan izdüşümleridir... İnsanlar için her çağda bir Nuh'un gemisi vardır... Her an tabiatın içinde ve uzayın derinliklerinde, mikro ve makro alemlerde nice tufanlar cerayan etmekte, olup bitmekte, fakat insanoğlu bunu değerlendirmeye bir türlü yanaşamamakta..."
"Bir sözün doğruluğu ile inandırıcılığı arasında hiçbir bağlantı yoktur. 
Şeyh Rıdvan el-İcazi "


"Ve hepimiz biliyoruz: Dostlarımız, biz caddenin kenarında alevler içinde yanarken, karşıya geçip üstümüze işemeye üşenen kimselerdir."

"- İyi de, bu gezegende bir tek Rıza Silahlıpoda var, o da sanatını piyanoyla icra eden bir halk ozanı?"
"> Düne kadar ben de öyle sanıyordum fakat demek ki ikinci bir Rıza Silahlıpoda varmış. Daha bir silahlı, daha bir poda yani."



"Cep telefonu şirketinin, sözümona dışarıda çalışan işçilerin yerine bilmek isteyen patronlara yönelik "nerede bu herifler" diye bir hizmeti var."

"Hedefe ulaşan, her şeyi ıskalamıştır! Çok paraya sahip olanların o acayip huzursuzlukları bundan. Ve tabii mangır tomarları, insan yoksulluğunun belalarından korumazN nefret emer, suçluluk duygusu salgılarsınız."

"Bazen yalnızca imkânsız gerçekleşir."

"... bu sorular beynimin fosforunu tüketiyordu."

"Kızın biri cesurca bir şaka yapıp Nuh´un pişmaniye topağı gibi bembeyaz saçlarına hafifçe vurmuştu. Nuh anında arkaya dönüp hırçın bir ifadeyle kızın gözlerine bakınca, kız pişmaniye gibi dağılıp eriyerek "Pardon, kendimi tutmalıydım," dedi. 
Nuh unutulmaz bir karşılık verdi: "Bence baban kendini tutmalıydı!" "


Hatta kitabın filmini çekme düşüncesi varmış. Yönetmenlik için Durul-Yağmur taylan kardeşlerle, başrol için de Cem Yılmaz ile görüşülmekteymiş. Öyle okudum yani.
Düşündüm de, iyi olur ama kitabın tadını korumasını isterim.
  
Ve...
Bir kitabın sizi alıp götürmesine, yeri gelip güldürmesine yeri gelip şaşırtmasına ve daha fazla duygular yaşatmasına izin veriyorsanız, bu kitabı mutlaka okuyun derin.
Tabi, her zaman dediğim gibi, beklentisiz okuyun ki...
:)


26 Şubat 2012 Pazar

Altı Çizilesi






" 'ilk an' ne kadar kalıcıysa, masumiyet de o kadar kalıcıdır."


"Whitcomb Judson, fermuarın mucidi. 21 Eylül 1922'de öldüğünde, Chicago'da bütün fermuarlar yarıya indirilmiş."


Dublörün Dilemması
Murat Menteş


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...