6 Aralık 2011 Salı

Ödüllendirildim!



Evet, ödüllendirildim. 
crazywomanrosemary tarafından. Ona buradan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Beni bu ödüle layık gördüğü için ne kadar mutlu oldum, anlatamam. İlk mim'im gibi bu da beni çok sevindirdi.


Lakin ödül almak öyle kolay değil. Gereğini yerine getirmemiz gerekiyor. Başlasın kurallar!


Ödülün Kuralları


1. Ödülü bize veren arkadaşımıza teşekkür ediyor, blogunun linkini veriyoruz. İşte budur;
http://crazywomenrosemary.blogspot.com/  
Siz de mutlaka uğrayın derim. Gezin görün. Benden demesi. 
Teşekkürler crazywomanrosemary! 


2. Hakkımızda 7 gerçek paylaşıyoruz.


Benim için itiraf mahiyetinde olmayacak hiçbiri, o yüzden gerçekler diyelim. 
*** Pantolon ütülemekten nefret ediyorum. Evir çevir bi' tuhaf. Babam "Şuraya bastın mı? Buraya bastın mı?" dedikçe iyice sinir oluyorum. Keşke tüm kıyafetler ipek eşarplarım gibi olsa. Ohh miss.
*** Her gün bir komşu aşure getirse de daha uzun süre yiyebilsem. Hepsi aynı günde getirmesin yani. Anama aşure yapma konusunda koçluk yapmalıyım. Malum bu ara fazla üşengeç.
*** Dün hocam ortaokuldaki sınıftan evlenenleri, nişanlananları, bebesi olanları saydıkça "evde kalmışlık" hissi çöktü üzerime. Mecburen güldüm. Bekle, dedim, bekle. 
*** Uzun süre yatılı kalan misafirden hoşlanmıyorum. Kendi evimde misafir gibi hissediyorum. Başımı alıp gidesim geliyor.
*** Bizim köye, bizim sokağa otel yapmış adamlar. Taş, kemer ev. Harika olmuş. Balayım falan olursa oraya mı gitsem. :P 
*** Saba Tümer'e daha çok sinir oluyorum. Kevin Spencer'e "Kevııııın" demesi yok mu? Kırk yıllık kanka sanki.
*** "Ne yazcam başka yaa?!!" derken, baktım ki 7 olmuş. Tıkanmıştım yoksa. Ohh.


Sıra ödüllerimi dağıtmakta. Eminim benim takip ettğim arkadaşlarımın hepsi almıştır ama artık kime kısmetse...


1. kitapgibikız
2. içdünyamınbaşkenti
3. IvırZıvırEnstitüsü
4. Gökkuşağı Gibi
5. Lalin Tebessümü
6. benkuslardandakucuktum
7. Pilli Petro
8. Esra Dilara Akman
9. Hayatın Kendisi
10. Seyhan 
11. Ezgi'nin Günlüğü


Haydi bakalım... 

4 Aralık 2011 Pazar

Melankoli/k

Sessizlik.
Perdeleri sonuna kadar çektim. Gün, hiçbir zerresini odama sızdıramıyor.
Kulaklığı takıyorum. Rastgele "Başlat' diyorum, başlıyor.
Yorganı üzerime çekiyorum. Kollarımı bağdaş yapıp ağırlığı alnıma veriyorum. Gözlerim kapalı. Kolumdaki saatin tik tak'larını bastıramıyor müzik. Duyuyorum zamanın geçtiğini, kalbimden. Hissediyorum. Ayak parmaklarım yoruluyor bir süre sonra, ritm tutmaktan.
Dinlendiriyorum.
 
"Dünya dönüyor" derken sevgili şarkıcı, başımın döndüğünü hissediyorum. Gözlerim kapalıyken. Sanki bir hamaktayım, sallanıyorum. Altımdan hızlıca çekiyorlar ve birden bırakıyorlar. Sallanıyorum. Altımdan anılarımı çekiyorlar. Mutluluklarımı, hayallerimi, hedeflerimi, zaferlerimi çekiveriyorlar. Hiç acımadan. Ruhumdan sıyırıveriyorlar sanki bedenim hariç her şeyimi. Hızdan açamıyorum gözümü. Rüzgar vuruyor yüzüme, saçlarıma.                     Açıyorum gözlerimi. Gerçekten elimde neler kalmış diye düşünüyorum.

***

Sevgili Profösör "Hayat; kalbi sökülmüş bir çağın yelkovanı gibidir." dedi. Sevgili Nedret'in "Sizden huzur ve mutluluk dolu yazılar bekliyorum. Gençlerin üzüntüsüne dayanamıyorum." mesajına karşılık hala melankoli dolu olduğum için kızıyorum kendime. (Bu arada TDK'nin melankoli için verdiği tanımlar garibime gitti. Biz nasıl kullanıyoruz halbuki. Bakmak isteyen! )"olmayan ne bir de açsan! :)" diyen crazywomanrosemary, üzgünüm. Hiçbir sözüm yok. Bazı şeyler olmuyor. Eksik.

Hayatım şu an askıda ve ben bir şey yapamıyorum beklemekten başka. Şimdiye kadar hep ileriye dönük hedeflerim oldu. Onları gerçekleştirene kadar kendimden geçtim, elimden gelenin fazlasını yaptım hep. O süreçler içerisinde de mutluydum galiba, ya da farkında değildim. Çünkü Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethetmesinin, ona hayali kadar yoğun bir duygu vermediği gerçeği gibi. (Sözünü aradım ama bulamadım şu an.) Hedeflerim öncelikliydi yani, o yolda yaşadıklarım da önemli değildi. Ta ki bu noktaya kadar. O yüzden bu bekleme süresini kendime tatil, keyif olarak düşünemiyorum. İyi yanından bakmaya çalışsam da fazla sürmüyor.

Vesaire vesaire.

Ama değişecek.

2 Aralık 2011 Cuma

Bir'er



Bir Kitap


Az. Daha önce kitaplarından birini bile okumadığım Hakan Günday'ın yeni kitabı. Çok sık rastlamaya başlayınca okumaya karar verdim. Burada okuduğumu yazmıştım, henüz paylaşabiliyorum. 
İlginç bir kitaptı. Fazlasıyla doğal bir dili vardı. Küfür, argo had safhada. Farklı bir üslup olduğu için beğendim diyebilirim. Ama bazı kısımlar o kadar hızlı ilerledi, bazı kısımlar da o kadar hızlı geçiverdi ki, dengenin kurulamadığını düşünüyorum. İronik tesadüfler biraz abartılıydı. Ama hayat kadar gerçek olma olasılığına da sahipti. Çarpıcı ifadeleri de iyiydi yani.


Tavsiye edebileceğim bir kitap. Zaten son zamanlarda çok konuşulur oldu.


Benim kitaptan notlarım ise; 


"...her şey yolundaymış gibi görünüyordu. Ve herkes görünene aldanmaya hazırdı. Çünkü görünene aldanmak, haatı dayanılır kılmanın ilk şartıydı." 


***


"- Ben ölüyüm! Bunu anlayabilior musun? Ölü! Sadece daha gömülmedim, o kadar!
 - Bir ölüye göre fazla nefes alıyorsun."


***


"- Hayatının anlamını bulmuş olanlar gelecek. Hayatlarını adayacakları şeyi tutmuş olanlar gelecek. Siz de kalplerini söküp, yerine o şeyleri koyacaksınız. Sonra da kalpleri fırlatıp atacaksınız!
- Ama... Kalpleri olmadan nasıl hayatta kalırlar?
- Göreceksiniz.
- Peki ya kimse gelmezse? Kim kalbinden vazgeçecek kadar kendini bir şeye adayabilir ki?
- Onu da göreceksiniz!
- Ya hayatlarının anlamını bulamayanlar? Onlar ne olacak?
- Onlar da, göğüslerinde bir et parçasıyla canlı canlı çürüyecekler. Ve buna da, YAŞAMAK demeye devam edecekler."


***


"Belki de hayat, yanlış anlayınca güzeldi. Sadece yanlış anlayınca. Ama her şeyi..."




Bir Tat
Balkabağı tatlısı yapmışken tesadüf eseri karşıma çıkan bu tarifi denemek istedim. Sıradışı şeyleri denemeyi severim. Hem yapımı çok kolay hem de hafifti. Yemeye kıyamadım, bitecek diye korktum. Çok beğendim ben, bir ara tekrar yapacağım. 


Malzemeler


2 dilim balkabağı
1 çiftli pötibör bisküvi
4 yemek kaşığı şeker
1 çay bardağı ceviz
1 paket vanilya
1 tatlı kaşığı tarçın
Hindistan cevizi (üzerini bulamak için)

Yapılışı
Kabak dilimlerini doğrayıp 1 çay bardağı su ile pişirin. İyice yumuşadıktan sonra bir kaba alın ve şeker döküp ezin. Bisküvileri iyice kırıp içine atın. Diğer malzemeleri de ekleyin ve yoğurun. Karışımdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın. Hindistan cevizine batırarak bulayın. Kürdan da batırabilirsiniz. 1 saat kadar beklettikten sonra servise hazır!!..


Bir Seyir

Pasta.
Bitti.
Çok sevdim.
Hele son üç bölüme bayıldım. Çok sevimlilerdi. Çok doğaldı. 
Küçük çocukların bile izleyebileceği bir dizi bence.
Üzerinde düşündüğüm çok kısım oldu. Mesela, çok konuşmadan çok şey halledebiliyorlar, anlayabiliyorlar birbirlerini.
Birbirlerine tripleri çok komik. :D
Güzel bir kritik yapamıyorum ama güzel zaman geçirmemi sağladı.

Burada paylaşamıyorum ama 17. Bölüm (4.part) son 2-3. dk'da babanın gelip kızı mağdur ettiği sahneye öldüm. Dedim nasıl bir babaymış, nasıl bir gelenekmiş. Çok şirindi ama. Karizmatık şef, nasıl el pençe divan durdu. Bakın lütfen. :DD


Bir Tel




ve gittim...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...