Buraya yazmaya başladığımdan beri bazı şeylerin değiştiğini hissettim.
Öncelikle büyük bir farkındalık geliştirdim.
Kendime vakit ayırmayı, zamanı daha iyi değerlendirmeyi, güzel-keyifli şeyler yapmayı, olumsuzlukları mutluluğa çevirmeyi öğrendim. Hala da öğreniyorum.
Düşünüyorum da, atanamadıktan sonra yani yazdan beri blog yazmamış olsaydım, nasıl olurdum.
Kesinlikle çok bunalırdım. Yazarak rahatlayamazdım. Burada tanıdığım, okuduğum, takip ettiğim güzel dostları hayatta tanıyamazdım. Yeni hayatlar ve bambaşka şeyler keşfedemezdim.
Bu yazım huzurum, keyfim adına sizler için dostlarım!
Konuştuğum, konuşmadığım, takip ettiğim, sevdiğim,yakın bulduğum, yorum yazdığım herkes için.
Her biriniz bana hayatın farklı yönlerini gösterdiniz.
Bu yolda benimle yol alan "can"lar oldunuz.
Farkında olmasanız da elimden tuttunuz.
Özellikle bir aydır bunalımı atlattığımı düşünüyorum.
Daha iç açıcıyım.
Biraz olsun kabullendim ve üstesinden geldim.
Sağlamlığım arttı belki de.
Fark edebilirsiniz.
Şu anda evde keyfim ve ben takılıyoruz.
Müziğim açık.
Sağlığım yerinde, evim var, karnım tok.
Daha ne!!
Çok şükür.
Limonlu kekim ve de çayım.
Boğa burç'lu kupam ile.
Ne zamandır kullanmıyordum, özlemişim.
Kestane candır.
Kış belki bitmek üzere ama kestaneyi her zaman yerim.
Son demlerinde keyfini çıkarmadan olmaz.
Kim bilir bir daha başka ne zaman yiyeceğim.
Blogumu takip edenler sanacak ki, amma yiyen bir kızım.
Şunu da yaptın ya İsmail Abi baba adamsın!! Tüm ciddiyetinle "Başınız Sağolsun." yazdın ya.
İnsanlık ölmemiş be abi!
O ceketlerin, her şeyin sizin aileden gelmesi, olmadık zamanda gemiye el sallayarak bizi ağlatman, "ağzından çıkanla kulağının deliğinin duyduğunun tuttuğu" tek adam olman yetiyordu be abi.
Efsane oldun gözümde.
Nasıl bir vak'asın sen Allah'ım...
Cansın yaa can.
Ya Erdal Bakkal'a ne demeli?
Piiiii! Onun da altta kalır yanı yok.
Elektrik faturasındaki TRT payını, "Ben TRT izlemiyorum, izlemedim, izlemeyeceğim." diye ödemek istemeyen, şikayete TRT'ye giden bi abimiz.
Gotik teyzemiz Nurten'in yeğenini evlendirmek için göz gezdiren...
Ucuzdur diye eski yıla girenlerden.
Dört çarpı 1.5'un 7 ettiğini iddia eden, veresiye defteriyle gönüllerde taht kuran zeki mahalle sakini.
Dansçı, rockçı rollere yakıştırılan patavatsız bir bakkal.
Sizi anlatmak için 40 bölümü yeniden izlemek lazım, nasıl bir psiko-analiz yaparsam yapayım eksik kalır sanki. Leyla ile Mecnun'u izleyin derim.
Şu an aklıma geldiği için yazdım bunları.
***
Bense yeni çıkan kitaplara bir ara verip geriye döneyim dedim.
Eski hastalık.
Çikolatalı pudingimle Reşat Nuri Güntekin'in sayesinde Züleyha ile mutsuz bir evliliğin peşinden gidiyorum.
Uzun zaman oldu böyle gerçekçi, edebi tasvirlere yolum düşmeyeli.