limonlu kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
limonlu kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2012 Pazar

Limonlu Kek


Vakti geldi sanırım.
Devlet sırrı gibi oldu bu kek de maşaallah.
Meşhur dedim, harika dedim, hazır kek gibi yedi herkes dedim ama, bir de yapar beğenmezseniz karışmam haa.

NABRUT'cum, dene ve afiyetle ye canım. Dilerim beğenirsiniz.

Tarifi nereden aldığımı hatırlamıyorum ama, benim uyarlanmış tarifim şu şekilde;



Malzemeler

4 yumurta
3 su bardağı un
125 gr margarin
1 su bardağı süt
2 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1,5 limonun suyu
1 adet rendelenmiş limon kabuğu

Sosu için;

1 adet limonun suyu
1 çorba kaşığı pudra şekeri



Yapılışı;

1. Yumurtaları şekerle çırpıp erimiş margarini karışıma ilave edin
2. Unu elde ettiğiniz karışıma ekleyin.
3. Limon suyu, limon kabuğu rendesi ve sütü ayrı bir kapta köpürene kadar karıştırın. Ve vanilya ve kabartma tozunu da ilave edin. Hazırladığınız son karışımı, unun bulunduğu karışıma ekleyip karıştırın. 
4. Kek hamurunu yağlanmış kek kalıbında 180 derecede pişirin. Üzerine bastırdığınızda kek eski haline geliyorsa pişmiş demektir.
5. Bir kase içinde limon suyu ve pudra şekerini karıştırarak sosu hazırlayın. Fırından çıkardığınız kekin üzerine hazırladığınız sosu eşit şekilde gezdirin. Dilerseniz üzerini pudra şekeri ile de süsleyebilirsiniz.

Püf Noktalar;

*** Yumurtaları teker teker kırın. Yani kırıp karıştırın, kırıp karıştırın.
*** Limon suyu, rendesini ve sütü iyi köpürtün.
*** Sosu, eğer çok limonlu seviyorsanız dökün. Limon tadı hafif kalsın diyorsanız,yapmasanız da olur. Çünkü 1,5 limon suyu zaten benim artırdığım şekilde. Damak zevkinize kalmış.
*** Kek piştikten sonra kalıbı ters çevirip bir süre öyle bekleyin. Hem daha kolay çıkar hem de kek kendini çekmiş, kendine gelmiş olur. 

Bunlar nacizane tavsiyelerim...
Afiyet olsun, şifa olsun, vitamin olsun... 











4 Mayıs 2012 Cuma

Gündem/n 4


Hayırlı Cumalar...
Herkese selam.

İnanılmaz yorgunum. Evin tüm işleri üstüme kaldı.
Sevgili anneciğim bir kış boyunca durdu durdu, baharı görür görmez kendini dışarı attı.
Evin yolunu unuttu ellaam. :)
Bir gidiyor akşama anca geliyor.
Umre ziyaretleri, hasta ziyaretleri, sohbetler, yürüyüşler... derken, yüzünü gören cennetlik.
Eve gelince de hamarat kızı tarafından döktürülmüş hazır yemekleri bulunca da sevincinden ağzı kulaklarına varıyor.
Benim de öyle kızım olsa, ben de sevinirim.
He, sabah da saçlarını kestik.



Bugün mutfakta geçti günüm. 
Yemeği hazırladım.

Bir adet meşhuuuuur limonlu kekimden yaptım.
Neden meşhur?
Annemin bir gününde yapmıştım, misafirler hep hazır kek sanmıştı.
Tarif isteyen isteyene...
Sonra arkadaşlarıma yaptım, çok beğendiler. Nerdeyse iki kişi bitirene kadar yediler.
Hatta erkek arkadaşım annesine babasına götürmüş onlar da bayıla bayıla yemiş.
"Bu kız bu işi biliyor." demişler.



Ardından çilekli kek denedim.
Meyveli olduğu için kalıba yapıştı biraz, pek görüntüsü içime sinmedi ama güzel.
Bunların bir kısmını annem götürdü bir aile dostumuza, hasta ziyaretine gittiğinde.
Onun dışında pasta-börekle arası iyi olmayan babam bile yumuldu resmen.

***

Her gün mail atıyordum, birkaç gündür atmadım.
Beklemiş, ama diyememiş bana.
Attım da bakmadı da kızarım diye.

***

Yoktan var eden SADECE Allah'tır.

***

Eğitim bilimlerine aşina olanlar bilir.
Pek çok öğrenme stili,  modeli var.
Kolb'ün, Gregorc'un, McCharty'nin falan.
Bunların sınıflandırmalarında net olarak kendimi bulamadım ama Dunn'ın Öğrenmi Stillerinden Görsel Öğrenenlerde kendimi gördüm. 
Ve paylaşmak istedim.
Üçe ayrılmış, Görsel, İşitsel ve Dokunsal Öğrenenler.

Siz de kendinizi bulabilirsiniz üçünden birinde.
Hatta mim konusu bile olabilir bu.

GÖRSEL ÖĞRENENLER
ü  Özel Yaşamlarında genellikle düzenli ve titizdirler.
ü  Çalıştıkları oda ve masa düzenlidir.
ü  Okuduklarını daha çok hatırlarlar.
ü  Sözlü talimatları takip etmekte zorlanırlar. Dinlemeyi sevmezler.

ü  Gözlerini kapadığında sayfayı zihninde canlandırır ve kelimeleri hatırlarlar.
ü  Şekilleri üç boyutlu düşünebilirler.
ü  Harita, poster, şema, grafik gibi görsel araçlarla kolay öğrenirler ve bu araçlarla öğrendiklerini kolay hatırlarlar.
ü  Kavramları gözünde canlandırarak öğrenir.
ü  Çalışırken renkli kalemler kullanmayı, önemli yerlerin altını çizmeyi sever.
ü  Kurallara uymak ve disiplinli olmak en büyük özellikleridir.
ü  Karmaşık ve ne olacağı belli olmayan işlerde huzursuz olurlar.
ü  Mükemmeliyetçidirler.
ü  Okudukları ve yazdıkları metinlerde yazım, noktalama ve diğer dilbilgisi kurallarına duyarlıdırlar.
ü  Yalnız çalışırlar. Sessiz ortamda çalışmayı tercih ederler.
ü  Hızlı konuşurlar, iyi gözlemcidirler.
ü  Bir şey düşünürken gözleri yukarı doğru bakar.
ü  Dersi dinlerken konuyu kitaptan takip eder ve altını çizerler.

İŞİTSEL ÖĞRENENLER

·         İşiterek ve dinleyerek öğrenmeyi tercih ederler.
·         Tartışmaya yatkındır ama tartışmanın içinde olmayı değil, dışarıdan dinlemeyi tercih ederler.
·         Ses ve müziğe duyarlıdırlar. Çalışırken müzik dinlemeyi sever. Okumaktansa dinlemeyi tercih eder.
·         Espri yapmayı ve konuşmayı sever, yüksek ses tonu ile konuşur.
·         Dil öğreniminde başarılıdırlar.
·         Kolay ezberler ve ezberlediklerini kolay hatırlar.
·         Okurken dudaklarını kıpırdatır, okuma hızları düşüktür.
·         Daha çok konuşarak, tartışarak öğrenirler. Sohbet etmyei, grupla çalışmayı severler. Genellikle ahenkli ve güzel konuşurlar.
·         Yazarken noktalama işaretleri, dil bilgisi hataları yaparlar.
·         Sözel yönergeleri izlemekte başarılıdır.
·         Bir şey düşünürken kulak hizasına doğru bakarlar.
·         Yazılıdan ziyade sözlü sınavlarda başarılı olur.



DOKUNSAL-KİNESTETİK ÖĞRENENLER

Ø  Dokunmayı, dokunulmayı severler. Kas belleğine sahip oldukları için ancak yaparak algılayabilirler.
Ø  Yaşadıklarını hatırlarlar.
Ø  Oynayabildiklerini ve prova yapabildiklerini takip eder.
Ø  Fiziksel etkinlikler içerisinde öğrenirler.
Ø  Oldukça hareketli olurlar
Ø  Sürekli hareketlidirler, yerlerinde duramazlar, aktif olmayı severler.
Ø  Derse aktif olarak katılmak ister.
Ø  Taklit ederek, deneyerek daha iy öğrenir.
Ø  Laboratuvar ortamında yapılan derslerde iyi öğrenirler.
Ø  Konuşurken sanki bütün vücuduyla konuşur.
Ø  Monoton ve yavaş konuşurlar, az ve öz konuşmayı severler.
Ø  Dokunmak onlar için en kolay iletişim yoludur.
Ø  Plan ve programdan fazla hoşlanmazlar.
Ø   Eşyalarının düzensiz ve karışık olmasından, hiç rahatsız olmazlar.
Ø  Düzen onlar için önemsiz bir ayrıntıdır.
Ø  Yazım hataları yapar. Bastırarak yazar.





 GÖRSEL ÖĞRENENLER
ü  Özel Yaşamlarında genellikle düzenli ve titizdirler. 
ü  Çalıştıkları oda ve masa düzenlidir. (Kırk pozisyon değişir düzenli durmak adına.)
ü  Okuduklarını daha çok hatırlarlar. (Kitaplarla aramın bu kadar iyi olması garipsenmemeli.)
ü  Sözlü talimatları takip etmekte zorlanırlar. Dinlemeyi sevmezler. 
(Evet, dinlediğimi zannederim ama tekrar sorarım. Hele annem gibi dolandıra dolandıra anlatıyorsa bir şeyi)
ü  Gözlerini kapadığında sayfayı zihninde canlandırır ve kelimeleri hatırlarlar.
ü  Şekilleri üç boyutlu düşünebilirler. 
ü  Harita, poster, şema, grafik gibi görsel araçlarla kolay öğrenirler ve bu araçlarla öğrendiklerini kolay hatırlarlar. (bu ikisi pek uymadı gibi.)
ü  Kavramları gözünde canlandırarak öğrenir.
ü  Çalışırken renkli kalemler kullanmayı, önemli yerlerin altını çizmeyi sever. (E, yani.)
ü  Kurallara uymak ve disiplinli olmak en büyük özellikleridir. (Bir de dakik olmak var lügatimde.)
ü  Karmaşık ve ne olacağı belli olmayan işlerde huzursuz olurlar. 
(Acayip doğru. Her şey benim kontrolümde olsun istiyorum, olmadığında her şey alt üst olmuş gibi hissediyorum ama her zaman da olmuyor bu neticede.)
ü  Mükemmeliyetçidirler. (Yani... Yetkinciyim.)
ü  Okudukları ve yazdıkları metinlerde yazım, noktalama ve diğer dilbilgisi kurallarına duyarlıdırlar. 
(Evet, Türkçeci olmasam bile bu madde benim için geçerli olurdu herhalde.)
ü  Yalnız çalışırlar. Sessiz ortamda çalışmayı tercih ederler.
ü  Hızlı konuşurlar, iyi gözlemcidirler.
 (Evet, yuvarlar giderim bazen. Kimse anlamaz.)
ü  Bir şey düşünürken gözleri yukarı doğru bakar. (Çok doğru, niye bilmiyorum ama bir dolanır gelir... :) )
ü  Dersi dinlerken konuyu kitaptan takip eder ve altını çizerler. (Genelde öyle.)



Şimdiden herkese keyifli hafta sonları...













23 Şubat 2012 Perşembe

Huzur



Herkese selam!!

Buraya yazmaya başladığımdan beri bazı şeylerin değiştiğini hissettim. 
Öncelikle büyük bir farkındalık geliştirdim. 
Kendime vakit ayırmayı, zamanı daha iyi değerlendirmeyi, güzel-keyifli şeyler yapmayı, olumsuzlukları mutluluğa çevirmeyi öğrendim. Hala da öğreniyorum.
Düşünüyorum da, atanamadıktan sonra yani yazdan beri blog yazmamış olsaydım, nasıl olurdum. 
Kesinlikle çok bunalırdım. Yazarak rahatlayamazdım. Burada tanıdığım, okuduğum, takip ettiğim güzel dostları hayatta tanıyamazdım. Yeni hayatlar ve bambaşka şeyler keşfedemezdim. 

Bu yazım huzurum, keyfim adına sizler için dostlarım! 
Konuştuğum, konuşmadığım, takip ettiğim, sevdiğim,yakın bulduğum, yorum yazdığım herkes için.
Her biriniz bana hayatın farklı yönlerini gösterdiniz. 
Bu yolda benimle yol alan "can"lar oldunuz. 
Farkında olmasanız da elimden tuttunuz.

Özellikle bir aydır bunalımı atlattığımı düşünüyorum. 
Daha iç açıcıyım.
Biraz olsun kabullendim ve üstesinden geldim.
Sağlamlığım arttı belki de.
Fark edebilirsiniz.

Şu anda evde keyfim ve ben takılıyoruz.
Müziğim açık.
Sağlığım yerinde, evim var, karnım tok. 
Daha ne!!
Çok şükür.


Limonlu kekim ve de çayım.
Boğa burç'lu kupam ile.
Ne zamandır kullanmıyordum, özlemişim.


Kestane candır.
Kış belki bitmek üzere ama kestaneyi her zaman yerim. 
Son demlerinde keyfini çıkarmadan olmaz.
Kim bilir bir daha başka ne zaman yiyeceğim.

Blogumu takip edenler sanacak ki, amma yiyen bir kızım.
Ama aldanmayın  böyle görsellere.
Yapmayı daha çok seviyorum.
Ve abur cubur yemeyi daha çok seviyorum.

Bu yazım, huzurun simgesi.
Ve gelecek güzel günlere kucak açışım.

Güle güle depresif Firarî  Yolcu.
Elbet arada gelirsin ama daim olamazsın.

Sevgiler...
:)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...