mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mayıs 2012 Pazar

Hakkımda Bilinen Doğru ve Yanlışlar


Hayırlı pazarlar...
Bugün eminim herkes kendini atacaktır dışarıya. Hava güzel.
Gerçi burada iki gündür inanılmaz yağmur yapıyor ama olsun.

Ben bugün kendimi dinlendirmeyi düşünüyorum.
Mümkün olur mu bilmesem de...

Sevgili biricit'im beni mimlemiş, sağ olsun unutmuyor beni. Ben geç kalsam da tabi... Birazcık... :) One çok çok çooooooookk teşekkür ediyorum.


1. Ruhunuzun rengi nedir? 

Hımmm... Bilemedim ki şimdi.
Eğer depresyondaysam doğal olarak gri.

Genel bir durumdaysam beyaz olur herhalde. 

Bir de lilayı çok seviyorum. 
Düşününce kullandığım eşyalarda falan lila-mor ağırlıkta.
Nevresim takımım falan bile lila.
Odam da lila.
Dinginlik ve huzur verdiğini düşünüyorum.
Sakinlik...
Asilliği, dengeyi, kendine güveni ifade ettiğini düşünüyorum.



2. Maddiyat mı maneviyat mı? Sıralama yapınız.

Münazaralık bir soru.
 :)
Maddiyat < Maneviyat
:)

Bu yaşıma kadar hep "Parayla saadet olmaz."cılardan oldum.
Sevginin, aşkın, iyiliğin, huzurun, dostluğun, kardeşliğin hep bir adım önde olduğuna inandım.
Hatta bazen çocuk aklımla maneviyata öncelik verenlere şaştım, kaldım.
Kitaplarda, filmlerde, gerçek hayatta böyle gördüm ben yaa.
Bu görsel de tesadüf ki, "cuk" diye oturdu resmen.
Böyle büyüdüm.
Masalımsı bir düşünce tarzı mı bilmiyorum ama zamanla (maalesef) maddiyatın da etkili olduğuna karar verdim.
Tam anlamıyla etkili olan bir faktör değil, etkisi de var sadece.
Ki nasıl, mutlu olmayı gerçekten bilen, neyin doğru neyin yanlış, neyin eksik neyin fazla olduğunu idrak edebilen denge sahibi insanların teraziyi iyi ayarlayabileceğine inanıyorum.

Tanıdığım çok zengin bir insan vardı.
Evi taşınırken gördük,
adamın evinde iki kanepe vardı sadece.
İki çocuğu var ve HİÇ televizyonu yoktu.
Paraya esir olmak veya olmamak bizim ellerimizde.
Maneviyatı seçmek de...



3. Hakkınızda bilinen yanlışlar neler?

Benim tahmin ettiğim veya bildiğim kadarıyla...
Dışarıdan soğuk biri olarak görünüyorum.
Özellikle ilk defa gördüğüm, yeni tanıştığım birileriyse.
O kişileri tanımadan güler yüzlü olmam biraz zor.
Az çok bir tarzını, düşüncelerini öğrendikten sonra asıl yumuşak kalbimi gösterebiliyorum.
Elimde değil zaten artık.
Bu sebeple, "ayy ne soğuk kız, sinirli görünüyor." falan diyebilirler.
Sorun değil.
İçimi ben biliyorum.

Başka...
Her yönden, her konuda mükemmel olduğumu düşünenler vardı.
Dört dörtlük zannedenler.
Hayır, ben de insanım.




Üşengeç ve rahatına düşkün olarak görülebilirim.
Bunda da etkili olan, canımın istemesi.
İçimden gelmesi.
İçimden geliyorsa, canım istiyorsa her şeyi yaparım. Hakkını vere vere.
Ama yok, gelmiyorsa istemem zaten.
Rahatıma düşkünlük konusunda da, doğru.
Başka yataklar, yastıklar özellikle batar bana sanki.
Alışkanlık.
Eşyalarıma yüklediğim anlam, yüklü demek ki...



Sürekli ders çalıştığımı zanneden çekemeyen salaklar (afedersiniz) oluyordu.
Hatta, densizin biri, KPSS puanlarımız açıklanınca uzaktan bana laf atmıştı.
"İki yıldır KPSS çalışıyor, aldığı puana bak." diye.
Saçlarına örüşmemek için kendimi zor tutsam da, sustum.
"Senin yanıldığın, boyunu aşar kızım." dedim içimdem.
Gerizekalı, iki yıldır yani üçüncü sınıftan beri ben niye KPSS çalışayım?!
Neresinden uyduruyorsa artık! Nasıl bir hayal gücü varsa...
İki yıl çalışsam herhalde 96 alırdım yani. (Uyuz.) 
Hani, işim gücüm yok, hiç sosyal hayatım yok, hiç eğlenmiyorum, yemiyorum içmiyorum ders çalışıyorum...
Heee.

Neyse, hatırlayınca sinirlendim,
bu kadar yeter sanırım.


4. En sinir olduğun üç şey?


Keşke sadece üç şey olsaydı.
Ama şu an aklıma gelenler,


*** Her şeyi gizlice planlayıp da, gerçekleşince "Bu yaptı, o gidelim, yapalım, dedi." diyen, yalancılar.


*** Israr etmek, ısrar etme fiiline nesne olmak daha doğrusu.


*** Verdiği sözü tutmamak. Tutarsız davranmak. Sözüyle yaptıklarının alakası olmamak.



 blustyle, esved, Kuulumsu Kadın,  MiAllace, çalıkuşu, AsiRuh, Hayal Meyal, Maya, NABRUT, greta, gulsah, Amak-ı Hayal, seymsomething, Zeytin Çekirdeği, Şehirler Arası Aşk, BuRCu, Sade ve Derin, doctorsherlock, Mehtap, Senden Benden Bizden' e mimi paslıyorum.


Yapmak isteyen herkes de yapabilir.

İsmini görenler, lütfen yorum yapsın. 

Tek tek herkese dönemeyebilirim bugün.


Öperler...







"Bir gün çıkıp gel uzak yollardan..."







18 Mart 2012 Pazar

Mim: Psikolojik


Değerli blog arkadaşlarımdan deeptone ve Kuulumsu Kadın beni mimlemişler. Başka arkadaşlarım mimledilerse de haberim olmadı. Sadece bunları biliyorum. İkisine de teşekkür ederim.
Mimin ilginç bir hikayesi var, okumak isterseniz bakabilirsiniz. Sorular öncekilere biraz benzer ama farklı taraflardan yanıtlamayı düşünüyorum.

Haydi bismillah;

1. Kendini seviyor musun?

Bu da soru mu şimdi yaa? :D Şaka tabi. Seviyorum elbette. Sait Faik'in dediği gibi "Bir insanı sevmekle başlar her şey." diyorum. Bu ilk insan da kendimiz olmalıyız. Bunu bencillik, egositliğe kadar da vardırmamak lazım. 

Ama bunun dışında yaptığımın hataların çoğunu kendime yükler, suçu kendimde bulurum. Sebebi ben olmasam da kendime yüklenirim. Acımasız olduğu oluyor elbette ama sonuçta başkalarını değiştirme imkanım daha zor. Bu sebeple kendimden başlarım. 

Bir de öz güven söz konusu ise, aslında kendime çok güvenirim. Fakat bunu pek göstermem, hatta kendim bile bazen farkına varmam bunun. Derin derin incelemek lazım. :)

2. Yapmaktan hoşlandığın şeyler nelerdir?

Daha önce bahsi geçen bir konu. Bakalım neler çıkacak benden...

Yatağıma gömülüp kitap okumayı, yağmurlu günde battaniyenin/yorganın altına girip çıkmamayı, güneşli havalarda temizlik yapmayı, bir hevesle plan yapıp tekrar tekrar değiştirmeyi (en iyisi olana kadar), 
annemi dizi izlerken kızdırmayı (zira hem örgü hem dizi derken kaçırıyor tüm ayrıntıları :) ), 
not almayı özellikle telefonuma (Sonra okuyup hatırlayınca komik ve farklı oluyor.), 
çalışırken sandalyemde bin bir çeşit oturma pozisyonuna girmeyi, 
anılarla dolu olan bir parfümü durduk yere sıkıp o kokuyla geçmişe gitmeyi,
yeni bir ortama girdiğimde başta çekingen davranıp ayrıldıktan sonra hoşuma giden şeyleri hatırlamayı ve gülmeyi, hiç hesapta yokken kendime uygun bir şeyler bulup satın almayı (ama hesapta yokken olan daha güzel oluyor.),
vs...

3. Hedeflerin nelerdir?

Önümde zaten öncelikli hedef olarak atanmak var. Bunu beni takip edenler bilir artık.
Doğru değil biliyorum ama çoğu arzum, hevesim bu gerçekleştikten sonrasına ait. Bir engel mahiyetinde benim için.


Ayrıca huzurlu bir hayat istiyorum. Keyif aldığım, her anını doya doya geçirdiğim anılarım olsun. Hepsi de fotoğraflansın, not düşülsün, yazılsın, çizilsin, ki sonra hatırlayayım ve ileride çocuklarıma göstereyim.

Pişman olmayayım hiçbir şeyden.

Öyle dünyayı dolaşmak gibi uçuk hayallerim yok. Zira hayal kurmayı unuttuğumu fark ettim bu bloga yazmaya başladığımdan beri.

4. Kendini bir cümleyle anlatabilir misin?

Benim için zor bir soru. Çünkü hiçbir kişilik tek bir niteliğe sığdırılamaz bence. Çok çeşitli ve farklı yoğunluklarda bir karışımız hepimiz. 

"karışık" diyebilirdim.

Beni benim kadar iyi tanıyan birine sorduğumda "zeki" dedi. Nerem zeki, o ayrı konu.

5. Nefret ettiğin şeyler nelerdir?

Nefret çok katı bir kelime, o yüzden hoşlanmadığım şeyler diyebilirim. 
Bunun yanında, her hoşlanmadığım, kınadığım şeyin başıma geleceği düşüncesiyle kendimi biraz esnetmeye çalışıyorum. Sırf bu açıdan, zaten nefret derecesine ulaşması daha zorlaşıyor.

Bir şeyler yerken ağız şapırdatan insanlardan daha doğrusu şapırdatma eyleminden, kişiliğe yönelik değil elbette, hoşlanmıyorum.

En ihtiyacın olduğu zamanlarda elektriğin, suyun kesilmesi, kontörün/dakikanın bitmesi, aradığın kişiye ulaşamamak,
izinsiz eşyalarımın karıştırılması, 
okuması için verdiğim kitabın arkadaşımın arkadaşlarının arkadaşlarında olması ve bir daha geri gelmemesi,
mutfakta hazırlık yaparken müdahale edilmesi,
bir duyum sebebiyle konunun tamamen genellenmesi (çok sinir yaa),
bir şeylerin bilerek abartılması,
bilgisi olmadığı halde bilirmiş gibi konuşma yapanlar
hoşlanmadığım şeyler arasında.

6. Favori şarkıların, filmlerin nelerdir?

Net olarak favorilerim yok.
Okudukça, izledikçe, dinledikçe değişiyor.

7. İlham aldığın kişiler kimlerdir?

Hayran olduğum, ilham aldığım kişiler çok az. Çünkü zamanla bu duyguları hissettiğim kişilerin çok farklı yönlerine şahit olduğum için bütünsel bir derecede ilham yok. Her insanın beğendiğim küçük veya farklı yönleri var. Hepsinden ders çıkarabilirim analiz ile. Ama genellemem. 
8. Birisinin yazmış olduğu ölüm notunu bulmuş olsaydın ne yapardın?

Üzülürdüm. Sebebi ne olursa olsun yaşamaktan vazgeçtiği, pek çok duygudan mahrum kalacağı için üzülürdüm. Bunun dışında da başka yapacak bir şey kalmıyor.


Mimlediklerime uğrayacağım.
Takipte kalın ;)






Dipnot: Anketime uğrarsanız sevinirim. 






6 Mart 2012 Salı

5N1K Peşinde



Sevgili biricit, doctorsherlock ve Senden Benden Bizden beni 5N1K ile mimlemişti. Diğer mim ve yazılarım yüzünden arada kaynadı gibi oldu ama onu şimdi yazmazsam daha da yazamam ben. Herkes gibi iç açıcı, hayallerle dolu, güzel resimlerle donatamayacağım mimimi. Çünkü ruh halim buna el vermeyecek. Ve yaşadığım olay üzerine. Aklımdan çıkmıyor çünkü. Başlayalım;

1. NE?


Sinir. Ya da güven. Çok sinirliyim. Acayip sinirliyim. 

2. NEREDE?

Maalesef olayların uzağında. Evdeyim. 

3. NE ZAMAN?



Dün sabahtan beri. Akşama da o harika (!) haberi aldım. 

4. NASIL?



Telefonda. İğnelene iğnelene. Sesimi çıkaramadım.

5. NEDEN?

Çok güvendiğim birinin sorumsuzluğu yüzünden. Lanet olası bir hediye yüzünden. Sırf birini üzmeyeyim diye uğraşırken onu üzmemden ve haliyle onun bana laf atması yüzünden. Güven çok önemli şey, ama kaybediyor farkında değil. 


6. KİM?


Ben. Ya da o. Önceden ikisi de aynı anlama gelebilirdi. Belki hala geliyordur ama dedim ya güvenemiyorum artık.


Mimlemiyorum, hemen hemen herkes yazdı galiba.

Hoşça kalın... 

1 Mart 2012 Perşembe

Mim: Adsız

Yeni bir mim daha geldi. doctorsherlock sağ olsun, beni yine unutmamış ve beni de mimlemiş. Soruları sevdim diyebilirim, burada birbirimizi daha iyi tanıma adına kısmen seçici sorular. O halde hemen başlayayım;

1. Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve hangi müzikler yer alırdı?


Filmin adı "Kırık Hayatlar" olurdu. Ama mutlaka mutsuz bir anında keserdim, öyle bitirirdim filmi. Yani hayatım mutlu olsa bile kötü son yapardım. Niye bilmiyorum ama. Hatta ben de mutsuz sonlara karşıyım ama hayatın kesitleri bunlar sonuçta.


Müziklere gelirsek, kesinlikle yabancı müzik olmazdı. Belki Farid Farjad tadında olurdu. Film başlarken ve biterken hızlı, konçerto gibi. Onun dışında hüzünlü sahnelerde ney nameleri olurdu. Sözlü tercih etmezdim. Ya da sevdiğim dizi-film müziği bestecilerinden yeni bir beste isterdim.

Pek iç açıcı görünmüyor olabilir ama ne yapayım. Oscar şart değil. :)

2. Bir şeyleri değiştirme gücünüz olsa neyi değiştirirdiniz?


Eğer öyle bir isteğim olsaydı önce kendimi değiştirirdim.
Üniversitede sırf ailemin yanında okumak adına Boğaziçi'ni es geçişime çok yanıyorum. Mutlaka onu değiştirirdim. Zaten böyle bir değişiklikle hayatım çok daha farklı olurdu, otomatik olarak beraberinde çok şey de değişirdi. Ama mutlu olur muydum bilemem, denemeden bilinmez.

3. Sizi en çok etkileyen sinema sahneleri  nelerdir?


Aslında pek çok sahne var ama, şöyle bir zihnimi yokladığımda şunlar çıktı;


*** Arog'ta Taşo'nun kolu kırılır ve hemen defin işlemlerine başlarken Arif araya girer;



Hatırladıkça gülerim.

*** 120 filminde çocukların gönüllü oldukları sahne, çok ağlamıştım;



*** Umut filminde, babanın oğluyla veda sahnesi. Yani son sahne;


*** Matrix'te kahin sahnesi. Niye etkiledi bilmiyorum ama sahne aklımdan çıkmıyor, o vazonun düşüşü falan. Çok küçükken izlediğim için herhalde ya da kader söz konusu olduğu için;


*** Yüksek Tansiyon'un hemen hemen çoğu sahnesi. Karanlıkta, tek başıma izlemiştim. Epey gerilmiştim. Kızın babasının öldürülmesi, yatağın altında saklanması, O seraların oradaki boğuşmaları ve son sahne. İğrenç ötesi gerilimdi yaa.

*** Donnie Darko'da o karınlarından çıkan şeffafhortumsuşey'lerin olduğu sahne. Kuantum olarak belki de böyle bir varlığa inandığım içindir. Başı değil biraz sonu, izlemek isteyenler için;



*** V For Vendetta'nın başlangıç sahnesi. Aslında çoğu sahneyi, özellikle V'nin konuşması ve vurguları zihnimde.  "Hatırla hatırla, 5 Kasım gününü hatırla. patlamayı, ihaneti ve komployu. Bu ihaneti unutmak için hiçbir neden bulamıyorum". 



*** Yedi Yaşam'da deniz anası ile intihar sahnesi. 


*** Aşk ve Gurur'da ilk dans sahnesi. Kalabalıkla dans ederken yaptıkları konuşma, zekice iğnelemeler ve bir süre sonra onca kalabalıkta sadece birbirlerini görmeleri, o şekilde dans etmeleri.



*** Ve Truman Show'da hayallerin yapay bir denize ve gökyüzüne, duvara dayandığı sahne. Son;



Genel olarak hatırladıklarımı yazmaya çalıştım ve de görüntülü olsun istedim.

4. Yaşadığın şehir bir günlüğüne sana tahsis edilse, boş bırakılsa ne yapardın?


O anki ruh halime göre hareket ederdim herhalde. Ama şu an olsa yine evde otururdum. :D
Ya da almak istediğim her şeyi alır, eve depolardım.

5. Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler hangileri?


Diğer mimde de yazmıştım bunu. Yerlilerden sadece Leyla ile Mecnun ve Yalan Dünya'yı izliyorum. Leyla ile Mecnun'a bayılıyorum, herkese de tavsiye ederim. İlk çıktığında daha kimse farkında değilken izliyordum, herkese tavsiye ediyordum da kimse tınlamıyordu beni. Şimdi onlar da benim gibi. 


Yalan Dünya'da zaten yeni başladı, eminim çoğunuz izliyorsunuzdur. En çok Nurhayat'ın jest, mimik ve ses tonunu sevdim. Acayip bir tınısı var, kısmen itici ama bence çok iyi bulmuşlar onu.


Yabancı olarak da, Secret Garden'ım yarım kaldı. Son iki-üç bölüm. Arada How I met Your Mother'a devam ediyorum. En son New Girl'e dadandım, 14 bölüm izledim fakat yeni bölümünü hala eklemediler. Ekleseler artık bir an evvel...

Vee...
Bir mim de burada sona eriyor.
Ben de mimlediklerime bildireceğim. Zaten çoğu arkadaşım yazdı, ben yine sona kaldım galiba.
Teşekkürler doctorsherlock, tekrar!..

Herkese sevgiler...




22 Şubat 2012 Çarşamba

Mim'ler Gelir Hoş Gelir, Ley Ley Mimi Mimi Ley

Evet, "Bu mimi yazacağım." dedim ve yazıyorum.
Öncelikle deepbiricit ve enes'e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Beni unutmamışlar ve harem mimini es geçmeme rağmen tekrar beni mimlemişler. Çok çok çok sağ olun.


Gelelim sorularımıza;


Soru 1: En çok sevdiğin şeyler nelerdir, nelerden hoşlanırsın?


Ehem, öhem...
Öncelikle bir kategoriye ayrılmadığı için çok genel bir sual bu. Fakat aklıma gelenleri kısaca şöyle sıralayıvereyim dostlar.
Öğrenmeyi, kitap okumayı ve almayı, araştırmayı, yenitatlaryenihayatlarkeşfetmeyi, kahvaltı sonrası çayla blogları okumayı, bir anda sosyalliğin dibine vurup ardından uzun süre yalnız takılmayı ve bunun keyfini çıkarmayı, mutfakta yeni lezzetler deneyip harikalar yaratıp güzel olmasına rağmen çok yememeyi (nedense kendi yaptığım nadir yiyecekleri yiyorum, kötü olduğundan değil galiba hevesimi almış olmamdan kaynaklanıyor bu), analiz etmeyi: filmleri, kitapları, özellikle insanları, espri yapmayı (çevremde anlamasalar da), yazmayı, not almayı, kendime vakit ayırmayı, zamanı dolu dolu geçirme isteğimi...  


Bunlar soyut kalıyor, eğer somut şeylerden bahsediyorsak da; su'yu evet su vazgeçilmezim, çikolatayı, sütlü tatlıları, patates kızartmasını (bunun dışında çok yiyen biri olmadığım için) severim.

*** Bu arada misafir geldi, ara vermek zorunda kaldım. Gelme niyetlerini onlar gittikten sonra öğrenince çok sinirlendim tabi. Ayıp yaa. Ben ne düşüncelerle kapımı açıyorum. Neyse şimdi devam... ***


Soru 2: Bilgisayarda vaktini nasıl geçirirsin?


Blogu keşfettiğimden beri burada takılıyorum. Onun dışında başka sosyal ağ üyeliğim yok, bazen arkadaşların face'n e bakıyorum, tweeter'ım yok. Film ve dizi izlerim, oyun oynarım, radyo dinlerim. Sözlük okumayı seviyorum. Günceli takip etmeyi internette tercih ediyorum. 


Soru 3: En sevdiğin filmler hangileri?


Aslında kategorisine göre incelemek lazım bunu da. Bu da çok genel. Aklıma gelenler;


Deja Vu, Nietzsche Ağladığında, My Name is Khan, Prestij, Sihirbaz, A Moment To Remember, Siyah Kuğu ,Mesajınız Var, Yüzüklerin Efendisi serisi vb.


Dizi olarak da, Leyla ile Mecnun ile Yalan Dünya'yı takip ediyorum sadece, yerlilerden.
Yabancı da, New Girls'e başladım en son ama en sevdiğim How I Met Your Mother ve Pasta oldu. 


Soru 4: Şu sıralar almak istediğiniz şeyler?


Açıkçası almak istediğim bir şey yok bu ara. Yeni kalemlere, defterlere, kitaplara "hayır" demem ama imkanım yok, gerçekçi olmak istiyorum. Bu sebeple almak istediklerimi erteliyor ve "almak istediğim bir şey olmadığını" düşünmeye çalışıyorum.


Soru 5: Şu sıralar ne dinliyorsun?


Kolpa'nın "Nasıl Öğrendin Unutmayı" şarkısına taktım bu ara. 




Bir de Göksel'in "Acıyor"a. Yeni galiba ondan.


Bir de dinlemiyorum ama reklamlardan sonra aklımda kalan bir mırıldanma var, o da şu; reklam ama ne reklamı olduğunu şu an fark ettim. Rezilim yaa, püff... Ama kıpır kıpır ya müzik, ondan yani. 

Kimleri mi mimledim, deep'in yöntemini seçiyorum bu sefer. 
Bilin ki, Benden mesaj alanlar mim'lidir.


Sevgiler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...